Bilim insanları, koronavirüsün beyne nasıl girdiğini keşfetti

Almanya’da moleküler biyologlar, yeni bir tipte koronavirüsün, insan beynine koku nazal reseptörleri yoluyla girerek, merkezi sinir sistemine (CNS) nüfuz ettiğini keşfettiler.

Almanya’da moleküler biyologlar, yeni bir tipte koronavirüsün, insan beynine koku nazal reseptörleri yoluyla girerek, merkezi sinir sistemine (CNS) nüfuz ettiğini buldular.

Gözlemlerinin ön sonuçları ve bu sürecin olası sonuçları, bioRxiv elektronik bilimsel kütüphanesinde bir makalede yayınlandı.

“Yeni bir koronavirüs tipinin (SARS-CoV-2) koku alma epitelinden insan beynine nüfuz ettiğini ve koku alma yolu boyunca beynin merkezi bölgelerine hareket ettiğini gösteren ilk kanıtı keşfettik. Bu, Covid-19’un koku ve tat kaybı da dahil olmak üzere karakteristik semptomlarının çoğunu açıklıyor. ”

Koronavirüs enfeksiyonunun ortaya çıkmasından hemen sonraki ilk günlerden bilim insanları, SARS-CoV-2’nin sadece akciğerlerdeki hücreleri değil, aynı zamanda burun mukoza zarının, yemek borusunun, kan damarlarının ve kalbin yanı sıra diğer vücut dokularını da etkilediğini biliyorlardı.

Salgının ilk aşamalarında bile Çin’li doktorlar, virüsün periferik sinir hücrelerine ve beyin dokusuna nüfuz edebileceğine dair ipuçları keşfetti.

Son zamanlarda, Almanya ve Fransa’dan bazı doktorlar da, koronavirüsün beyin hücrelerinin içinde çoğalamayacağını, ancak aynı zamanda kitle ölümlerine neden olabileceğini ve nörodejeneratif hastalıkları hızlandırabildiğini keşfetti.

Yeni bir çalışmada, Berlin Serbest Üniversitesi Profesörü Frank Heppner liderliğindeki bir grup Alman bilim insanı, koronavirüs enfeksiyonunun etkilerinden ölen 32 hastanın vücudundan alınan doku örneklerini inceledi. Bu sayede SARS-CoV-2’nin insan beynine girmesinin tam yolunu öğrendiler.

Bilim insanları, bazı koronavirüs hastalarının beynindeki damarların içindeki kan pıhtılarının ortaya çıkması nedeniyle öldüğünü tespit ettiler. Bu nedenle Heppner ve meslektaşları, bu sürecin koronavirüsün merkezi sinir sistemine girdiği gerçeğini etkilediğini şüphelenmeye başladılar.

Bu fikir ışığında bilim insanları, hastanın beyninin farklı bölgelerinden hücre örnekleri topladı ve yapılarını bir elektron mikroskobu altında inceledi.

Ayrıca, içinde RNA ve SARS-CoV-2 proteinlerinin izlerini bulmaya çalıştılar.

Biyologlar, viral partiküllerin konsantrasyonunu ve koronavirüs genomunun kopyalarını karşılaştırarak, enfeksiyonun hastaların beyinlerinden nasıl yayıldığını izleyerek ve oraya nasıl geldiğini çözdüler.

Özellikle, virüsün en fazla izini, burnun insan beynindeki koku merkezlerine bağlayan koku alma epitelinde ve sinir hücrelerinde olduğunu buldular.

Virüsün RNA’sına ek olarak, bunun lehine, genellikle viral enfeksiyonlarla ilişkili enflamatuar süreçlerin bu bölgelerde devam ettiği gerçeğiydi.

Ek olarak, bu hücrelerin bazı fotoğraflarında, bilim adamları SARS-CoV-2 parçacıklarına benzer büyüklükte, ancak şekil bakımından farklı olan yapıları fark ettiler.

Yakın gelecekte, Heppner ve ekibi, koronavirüsün, kullandıkları reseptörleri ve yeni viral partiküllerin komşu nöronlara girmesine yardımcı olan koku alma epitelinin hücrelerine tam olarak nasıl nüfuz ettiğini bulmayı planlıyor.

Bu soruların cevapları, bilim adamlarının Covid-19 ile ilişkili depresif nefesin ve diğer komplikasyonların virüsün beyne girmesine ne sıklıkta neden olduğunu anlamalarına ve bu tür bir enfeksiyonun sinir sistemi üzerindeki uzun vadeli etkilerini değerlendirmelerine yardımcı olacak