Dev sağlık merkezi Kovid-19’da lokomotif oldu

Türkiye’nin Kovid-19 pandemisiyle mücadele döneminde hizmete alınarak İstanbul’da sağlığın önemli merkezlerinden biri haline gelen Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi, şifa dağıtmaya devam ediyor.

Türkiye’nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisyle mücadele döneminde hizmete alınarak İstanbul’da sağlığın önemli merkezlerinden biri haline gelen Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi, personelinin özverili çalışmasının mihenk taşını oluşturduğu sağlık stratejisiyle şifa dağıtmaya devam ediyor.

İlk kez geçen yılın aralık ayında Çin’in Vuhan kentinde görülmesinin ardından tüm dünyaya hızla yayılan Kovid-19 ile ülkeler de adeta sağlık altyapılarının test edildiği büyük bir sınava tabi tutulmuş oldu.

Türkiye, birçok ülkede sağlık sistemlerinin çökmesine neden olan Kovid-19’a yönelik kararlılıkla sürdürdüğü mücadelesinde dikkatleri üzerine çekerken, bir yandan da çok kısa süre içerisinde hizmete alınan birçok hastaneyle olası mağduriyetlerin de önüne geçti.❮❯

Dev sağlık merkezi Kovid-19’da lokomotif oldu

Yaklaşık 17 yıldır devam eden sağlıkta dönüşüm programı sayesinde birçok önemli sağlık üssü ülkenin dört bir yanında yükselirken, İstanbul da bu merkezlere ev sahipliği yapan şehirlerin başında geldi.

İstanbul aynı zamanda pandeminin etkilerinin en aza indirilmesi amacıyla hayata geçirilen birçok yeni projenin merkezi olarak da önemli bir görevi üstleniyor.

Şehirde, pandemi sürecinde birçok dev sağlık yatırımının açılışı hızlandırılarak mücadeleye katkı sunması sağlanırken, 45 gün gibi kısa bir sürede inşa edilen iki acil durum hastanesi ve yine aynı sürede restorasyonu tamamlanarak ihya edilen bir ecdat mirası hızla sağlık sistemi içerisindeki yerini aldı.

Bulunduğu lokasyon, teknik ve teknolojik altyapısı, tecrübeli her kademeden personeli ile Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi de bu önemli merkezlerden biri olarak pandemiyle mücadeleye çok önemli katkılarda bulundu.

Dahiliye duayeni Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu’nun ismi dev eserde yaşatılıyor

Hizmet kalitesiyle öne çıkan şehir hastaneleri, hastaların sağlıkla ilgili sorunlarının tek bir merkezde çözülebildiği yerlerin başında geliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybeden Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu’nun isminin verildiğini duyurduğu Okmeydanı’ndaki hastanenin ilk etabı 30 Mart’ta hizmete açıldı.

Açıldığı ilk günden bu yana aralıksız olarak sağlık sunumuna devam edilen hastane, pandemi sürecinde spesifik olarak Kovid-19 hastalarına hizmet verdi.

Birçok hastanın şifa ile taburcu edildiği hastane, normalleşme süreciyle birlikte diğer branşlarda da hasta kabulüne başladı.

Hastane, modern mimarisi, son teknolojiyle donatılmış sağlık altyapısı, her kademeden tecrübeli personeliyle şehrin en önemli sağlık merkezlerinden biri olarak kendinden söz ettiriyor.

Sağlık üssü, 667 servis, 81 yoğun bakım yatağı, 3 MR, 4 BT, 1 mamografi cihazı olmak üzere son teknolojiye sahip altyapısı ve 3 bin 763 personeliyle şifa dağıtıyor.

“Bir Türk çocuğu olarak gurur duyduğum bir mücadeleden geçtik”

Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hakan Gürbüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgınına karşı hummalı bir çalışma yürütülen hastanenin başarısının ardındaki gerçek kahramanın lojistik desteği veren devlet organizasyonu olduğunu söyledi.

“Biz buna ‘devlet aklı’ dedik. Biz kendimizi Okmeydanı Sağlık Kompleksi olarak nitelendiriyoruz. Çünkü Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile başladık mücadeleye. Sonra mart ayının sonunda Prof. Dr. Cemal Taşcıoğlu Şehir Hastanesini de açarak çift hastane çalışmaya başladık.” diyen Gürbüz, bu süreçte çok yoğun bir tempoyla çalıştıklarını söyledi.

Prof. Dr. Gürbüz, bu işte iyi de bir organizasyon yaptıklarını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Çünkü biz işe aslında mart ayının başında başladık. Bu pandemi saldırısının Türkiye’ye nüfuz edeceğini hem Bakanlık hem de biz yerel olarak düşündük ona göre bir altyapı çalışması yaptık. İlk günlerde moral kaybı olmasın diye, alet, edevat, özellikle koruyucu ekipmanı tedarik ettik ve stokladık. Çalışanlarımızı psikolojik olarak analiz edip destekledik ve hazırlığımızı yaptık ve sanıyorum 18 Mart gibi ciddi bir şekilde pandemi savaşı başladı. Gerçekten de bir Türk çocuğu olarak gurur duyduğum bir mücadeleden geçtik. Özellikle Bakanlık muhteşem bir altyapı organizasyonu yaptı. Biz bir gecede 81 yataklı yoğun bakım ünitesini açtık ki, bu daha önceden, açılması planlanan bir hastaneydi ama o kadar erkene çekildi ki ihtiyaçlar gereği yani devlet muhteşem bir organizasyon yaptı.”

“Bundan sonra daha ciddi seferberliğe ihtiyacımız var”

Bu süreçte birçok kademeden insanın emeği geçtiğini dile getiren Gürbüz, bu özverili çalışmalar sayesinde hastanenin devreye alındığını söyledi.

Prof. Dr. Gürbüz, “O panik dönemi zaten devletin bu altyapı çalışmalarıyla söndürülmüştü ve arkasından da çok rahat şekilde Kovid-19 ile ilgili sıkıntıları atladık. Bu işte devletin aklı, iyi organizasyon, altyapı çalışmaları ve lojistik hizmetler bu işin temel başarı anahtarıydı. Kahraman olan da bu konuda sorunsuz, sorgusuz çalışan hekim, hemşire, paramedik, teknisyen, temizlikçi, depocu, şoför olarak görev yapan personelimizdir.” diye konuştu.

Son dönemlerde tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de kültürel bir erozyon yaşandığını ancak Kovid-19 ile birlikte bir seferberlik oluşunca tüm ülkenin birlik, beraberlik içinde mücadeleye katıldığını aktaran Gürbüz, “Seferberlik ruhu bana göre Türk toplumuna çok iyi geldi. İnşallah da bu hissiyatla devam ederiz, saldırının yarattığı artçıl etkilerle karşı karşıyayız. Aslında bundan sonra daha ciddi seferberliğe ihtiyacımız var. Çünkü Kovid-19 bitmiş değil.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Gürbüz, Türkiye’nin sağlık altyapısının yeterli olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’de yaşayan her Türk vatandaşı şunu bilecek ki devleti ve sağlık sistemi her türlü musibetle baş etmeye hazır. Bu mücadeleye girmeden önce ve sonrayı kıyaslarsam, İstanbul özelinde konuşuyorum, 6 bin yeni yatak açıldı. İnanılmaz bir altyapı. Acil durum hastaneleri de dahildir buna ki onların hepsi plan ve projeler çerçevesinde yapılmıştır. İstanbul her türlü afete altyapı olarak hazır. Bizim herhangi bir kaostan ya da hastalıktan korkmamızı, ürkmemizi gerektirecek bir şey yok. Geldiği gibi giderler. Büyük Atatürk’ün lafıdır bu. Enfeksiyonlar için de aynı şey söz konusudur ama kalıcı olan aslında hepimizin yapması gereken gerçekten psikolojik olarak hayata yeniden hazırlanmamız ve önümüzdeki ikinci dalgaların ya da arkasından gelecek başka sorunların mücadelesi için bir iç enerji toplamamız. Yani ruhumuzda özümüze dönmemiz lazım. Daha bir birleştirici zihniyete yönelmemiz lazım.”

Normalleşme sürecinde olunsa da tehlikenin devam ettiğini hatırlatan Gürbüz, vatandaşların uzmanların uyarısına kulak vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.